Zamansız İnsan

Uğraş Beratlı
Uğraş Beratlı Görüntülemeler
4 dk okuma süresi

Siyasal İletişim Danışmanı Uğraş Beratlı yazdı…

Bundan yirmi-yirmi beş yıl önce gösteri toplumu ve post-modernizm diye adlandırılan paradigma bugün artık tartışmaların dışında kalmış durumda.

Batının 70’lerin ortasından biraz da 68 Baharı’nın sükutu hayali ile varılan bu “oyalantı” uzun süre batıyı meşgul ettiği gibi dünyanın merkezi haline gelen batı ile farklılığının “yokmuş gibi davranırsa, ortadan kalkacağı” yanılgısıyla davranan, bizler de paylaştık.

Gösteri toplumunu özel televizyonlar, markalı kıyafetler ve tüketim patlaması ile karıştırdık. Saçını sarıya boyayınca “Kimse Türk olduğuna inanmıyor” sanan bu entelektüel garabetin sonucunda,  Anadolu’nun tepkisi ile ortaya 25 yıla yakın süredir devam eden yeni-muhafazakâr bir iktidar ortaya çıktı. Kendi halkıyla yabancılaşan, kendi toplumunda mankurtlaşan liberal aydınlar ve sosyalistlerin ihtiyaç ve arzularına cevap veremedikleri halka konuşan, onun dilini ve doğasını iyi anlamış bir siyasi hareket ortaya çıktı. Bir ayağı milli görüşte, bir ayağı liberal demokrasi ile ilişkili diğer yandan da sosyal devlet anlayışına sahip bu siyasi hareket ile ilk başta iyi geçinenler, globalizm ile ilk çatışmasında taraf değişip, düşmanı kesildiler.

20. yüzyıl başında bir imparatorluk sahibi olan ve ağır bir yenilgi ile “kendi halinde bir devlet”i son bir nefesle kurtarabilen Anadolu halkı, bu olan biteni sanki kültürel merkezden daha iyi gördü. Neyi kaybettiğini, neyin elinden alındığını hiç unutmadı. İttihatçı yenilgi, patronundan azar işiten adamın acısını ev ahalisinden çıkarması gibi, bunun yükünü Anadolu’ya yükledi. Netice olarak da halk, her serbest kaldığında yakasını bu zihniyetten kurtarmaya çalıştı.

Bu yeni dünyada deneyimin aldığı anakronik biçim, tarihin değersizleştirilmesi, simülasyon, artırılmış gerçeklik ve yapay zekâ gibi araçların ürettiği zamansız insan, yirmi birinci yüz yılın ikinci çeyreğine girerken, dünyanın geleceğinde söz sahibi olacak

Siyasal İletişim Danışmanı Uğraş Beratlı

Post Modernizm tartışmasının bile artık yarım asırlık bir tartışma olduğu bugünlerde refah, tüketim ve gösteri toplumu o kadar köhnedi ki Zelensky seviyesine indi. Oysa 60’larda savaş kaybeden ABD 80’lerde travma sonrası stres bozukluğundan mustarip, dengesiz ve “kendinin olmayan savaş” tan ülkesine geri döndüğünde kimsenin kendisine bir sokak köpeği kadar bile değer vermediği bir gazinin dramından, Amerikan çıkarları için gözünü karartmış bir ölüm makinası çıkarmıştı: Rambo…

Rambo karakterinin, İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusundaki her bir kahramanlık nişanını alan aktör Audie Murphy’den etkilenilerek yazıldığı söylenir. Murphy ağır bir travma sonrası stres bozukluğundan mustaripti. Hayatı boyunca yastığının altında dolu bir tabancayla ve uyku ilacı almadan uyuyamadığı anlatılır. Sağlam kalan tek koluyla bütün bir Alman birliğini teslim alan bu adam, mali olarak sıkıştığı dönemlerde bile alkol ve sigara reklamlarından gelen teklifleri “kötü örnek” olmamak için reddetmiş. Kötü örnek olmamak için sigara firmalarına yani Amerikan reklam sanayisinin en büyük kalelerinden birine sağlığında teslim olmayan Murphy’nin hayaleti, silah tüccarları ve Hollywood’un elinde bir ölüm makinası haline geldi. Filmdeki replikten öğrendiğimiz gibi bunu “kimin başlattığı” sorusu hiç sorulmadı.

Kapitalizmin, bir ekonomik sistem değil bir kültürel düzen olduğunu anlamadan, neden ona eklemlenemediğimizi, neden bir parçası olmayı başaramadığımızı ya da ancak ona hizmet etmek için onunla uzlaşabileceğimizi anlamak mümkün değil.

Serbest ticaretin tek yolunun kapitalizm olduğu, tarihin sonunun kapitalizm olduğu yalanı kadar batılı olan sosyalizm de onun bu topraklarda pek destekçi bulamadı. Kapitalizmin anti-tezi olan sosyalizm de “mucidi” Marx ve Engels’in bütün reddiyelerine rağmen cihanşümul bir teori olarak ileri sürüldü. Burjuvazisi olmayan toplumlardan ne kapitalizm ne de sosyalizm çıkardı oysa. Tarih bu iddiayı en azından şimdiye kadar doğruladı. Sovyetler yıkıldı, Çin kapitalistleşti, doğu Avrupa ülkelerinde ırkçılık hortladı ve garip milliyetçi devletlere dönüştü, Küba ise kafesteki goril misali ziyaret ediliyor.

Bu yeni dünyada deneyimin aldığı anakronik biçim, tarihin değersizleştirilmesi, simülasyon, artırılmış gerçeklik ve yapay zekâ gibi araçların ürettiği zamansız insan, yirmi birinci yüz yılın ikinci çeyreğine girerken, dünyanın geleceğinde söz sahibi olacak.

Esas tehdit de fırsat da burada.

Yazıyı paylaş
Siyasal İletişim Danışmanı - Uğraş Beratlı