Doğu Akdeniz’de diplomatik NOTAM savaşları yerini sıcak görüntülere bıraktı. KKTC’nin Karpaz açıklarında bir balıkçının cep telefonu kamerasına yansıyan füze fırlatılış görüntüleri, bölgedeki askeri hareketliliğin boyutunu gözler önüne serdi. Resmi makamlar, olayın KKTC karasuları dışında gerçekleştiğini bildirirken, detaylara ilişkin netlik henüz sağlanmadı.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında yaşanan NOTAM (Havacılara Bildiri) krizinin yankıları sürerken, Doğu Akdeniz’den gelen sıcak görüntüler tansiyonu zirveye taşıdı.
- Doğu Akdeniz’de diplomatik NOTAM savaşları yerini sıcak görüntülere bıraktı. KKTC’nin Karpaz açıklarında bir balıkçının cep telefonu kamerasına yansıyan füze fırlatılış görüntüleri, bölgedeki askeri hareketliliğin boyutunu gözler önüne serdi. Resmi makamlar, olayın KKTC karasuları dışında gerçekleştiğini bildirirken, detaylara ilişkin netlik henüz sağlanmadı.
- Rum Yönetimi “ABD Askeri Operasyonları” için NOTAM Yayınladı
- Karpaz Açıklarından İran’a “Tomahawk” Füzesi İddiası
- Türkiye’den “Dezenformasyon” Uyarısı
- Doğu Akdeniz’de ‘Sahte Bayrak’ Riski
GKRY’nin “ABD askeri operasyonları” gerekçesiyle ilan ettiği tartışmalı NOTAM sahasına, KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı karşı NOTAM ile yanıt vermişti. Kağıt üzerindeki bu egemenlik restleşmesi, 21 Mart sabahı Karpaz Yarımadası açıklarında somut bir askeri faaliyete dönüştü.
Rum Yönetimi “ABD Askeri Operasyonları” için NOTAM Yayınladı
GKRY, 13 Mart-12 Nisan 2026 tarihlerini kapsayan A0332/26 numaralı NOTAM ile Kıbrıs’ın doğusu ve kuzeydoğusunda, Türkiye kıyılarına kadar uzanan geniş bir sahayı kapsayan “ABD askeri operasyonları” yapılacağını duyurmuştu.
Buna karşılık Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Ercan Havalimanı üzerinden yayımladığı NO100/26 numaralı karşı NOTAM ile söz konusu ilan edilen bölgenin “Ercan Tavsiyeli Hava Sahası” ile kesiştiğini ve Rum Yönetimi’nin bu sahada yetkisi bulunmadığını açıklayarak karşılık vermişti.

Karpaz Açıklarından İran’a “Tomahawk” Füzesi İddiası
NOTAM geriliminin yankıları sürerken 21 Mart sabahı, Karpaz Yarımadası’nın kuzey sahillerinde yer alan Balalan köyü açıklarında dikkat çekici bir gelişme yaşandı.
Bölgede avlanan balıkçı Cemal Direkçi, ufuk hattında denizden havaya doğru art arda fırlatılan füzeleri cep telefonu kamerasıyla kaydetti. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.
Füzelerin bir ABD denizaltısından fırlatılan Tomahawk Seyir Füzesi (BGM-109) olduğu yönünde sosyal medyada çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Yapılan kimi yorumlarda bu füzelerin muhrip bir gemi yerine denizaltından fırlatılmasının gizlilik nedeniyle tercih edilmiş olabileceği ifade edildi.

Türkiye’den “Dezenformasyon” Uyarısı
KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı kaynaklarından söz konusu atışların uluslararası sularda yapıldığı açıklandı. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) de konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, “KKTC karasularındaki bir denizaltından çok sayıda füze fırlatıldığı” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
Bazı sosyal medya hesaplarında yer alan “KKTC karasularındaki bir denizaltından çok sayıda füze fırlatıldı” iddiası dezenformasyon içermektedir. Türkiye veya KKTC karasularında yapılmış herhangi bir atış söz konusu değildir. Bahse konu görüntülerdeki atışların uluslararası sularda olduğu tespit edilmiştir.
DMM, manipülasyon amacı taşıyan asılsız paylaşımlara itibar etmemesi ve yalnızca resmi kaynaklarca yapılan açıklamaları dikkate alması çağrısında bulundu.

Doğu Akdeniz’de ‘Sahte Bayrak’ Riski
Görüntülere ilişkin sosyal medya hesabından bir değerlendirme yayınlayan Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, atışların “SUBNOTE” (denizaltı faaliyet bildirimi) yapılmadan gerçekleşmiş olma ihtimaline dikkat çekti.
Gürdeniz, bu durumun kasıtlı bir gizlilik ve “false flag” (sahte bayrak) operasyonu riski taşıdığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
Atışın açık denizden yapılması hukuki sorumluluğu dağıtmak içindir. Türkiye, bölgede özellikle ABD ve İsrail denizaltı faaliyetlerine karşı Denizaltı Savunma Harbi (ASW) varlığını acilen artırmalıdır. Bu artık bir tercih değil, zorunluluktur.”



