Beşparmak Düşünce Grubu, BM’nin ortak zemin bulunmadığını kabul etmesine rağmen Kıbrıs’ta yeni bir müzakere sürecinin hazırlanıyor olabileceğine dikkat çekerek, siyasi eşitlik ve karşılıklı saygı sağlanmadan yeni bir masanın başarı şansının bulunmadığını vurguladı.

Kıbrıs’ta son dönemde yeniden hareketlenen çözüm tartışmaları ve uluslararası çevrelerden gelen mesajlar, yeni bir müzakere sürecinin zemininin hazırlanıp hazırlanmadığı sorusunu gündeme taşırken, Beşparmak Düşünce Grubu (BPG) dikkat çekici bir açıklama yayımladı.
BPG, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin son değerlendirmelerinde Kıbrıs’ta ortak bir zemin bulunmadığının açık şekilde ortaya konulduğunu belirterek, buna rağmen taraflara dolaylı olarak yeni bir çözüm çerçevesi dayatılmaya çalışıldığı yönünde işaretler bulunduğunu savundu.
Açıklamada, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının nihai hedefleri arasında halen derin bir uçurum bulunduğu belirtilirken, Rum liderliğinin uzun yıllardır sürdürdüğü hakimiyetçi yaklaşım nedeniyle güven yaratıcı önlemler konusunda dahi somut ilerleme sağlanamadığı ifade edildi.
“Ortak Zemin Yok Ama Yeni Çerçeve Arayışı Var”
BPG açıklamasında, Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman’ın daha önce müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için gerekli gördüğü dört temel unsurun dahi henüz karşılanmadığına dikkat çekildi.
Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın görüşme sürecinin yeniden başlayabilmesi için gerekli olduğunu ifade ettiği dört temel unsur bile henüz karşılanmamışken, BM Genel Sekreteri António Guterres’in görev süresi sona ermeden önce yeni bir çözüm çerçevesi hazırlamaya yönelmesi son derece zorlayıcı bir girişim olacaktır.”
“Önce Eşitlik, Sonra İşbirliği”
Açıklamada, yeni bir siyasi sürecin konuşulabilmesi için öncelikle Kıbrıs Türk tarafının siyasi ve ekonomik denkliğinin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. BPG, taraflar arasında sürdürülebilir bir iş birliği zemini oluşturulmasının ancak özden gelen eşit haklara ve eşit statüye saygı temelinde mümkün olabileceğini ifade ederek, uluslararası toplumun da bu gerçekliği dikkate alması gerektiğini kaydetti.



