Meclis’ten Tarihi Karar: “İki Devletli Çözüm” Önerisi Kabul Edildi

Kıbrıs Raporu
Görüntülemeler
11 dk okuma süresi

Cumhuriyet Meclisi, Ankara ile eşgüdüm içinde, federasyon temelli çözüm modelini resmen gündemden çıkardı. Oy çokluğuyla kabul edilen öneriye muhalefet ‘seçim hamlesi’ tepkisi gösterdi. Alınan kararda yeni yol haritası; egemen eşitliğin tescili, izolasyonların kaldırılması, uluslararası tanınma ve Türk Devletleri Teşkilatı’na tam üyelik hedeflerine dayanıyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) siyasetinde ve Kıbrıs sorununun seyrinde bir dönüm noktası yaşandı.

Ad imageAd image

Cumhuriyet Meclisi, olağanüstü gündemle toplandığı Genel Kurul’da, adada iki devletli çözüm modelini KKTC’nin resmi ve bağlayıcı politikası olarak belirleyen tarihi karar önerisini oy çokluğuyla kabul etti.

Bu kararla, yıllardır süregelen federal çözüm müzakerelerinden kesin bir kopuş ilan edilirken, uluslararası tanınma ve egemen eşitliğin tescili hedefleri meclis iradesiyle güvence altına alındı.

Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Parti (DP), Yeniden Doğuş Partisi (YDP) ve bağımsız milletvekillerinin imzasıyla sunulan öneri, hükümet kanadının tam desteğini alırken, muhalefetin eleştirileri arasında Meclis’ten geçti. Karar, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın 2020’de göreve gelmesiyle başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de tam destek verdiği “egemen eşitliğe dayalı iki ayrı devlet” politikasının artık devletin en üst yasama organı tarafından resmileştirildiği anlamına geliyor.

Tufan Erhürman, CTP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Adayı

Muhalefetten Sert Tepki: Bu “Meclis” Kararı Değil, Seçim Hamlesi

Kararın zamanlamasına ve içeriğini eleştiren ana muhalefet lideri ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman, seçime beş gün kala, muhalefetle hiçbir istişare yapılmadığını iddia ettiği böylesi hayati bir konunun Meclis’e getirilmesini “ciddiyetsizlik” olarak nitelendirerek, “Bu, bir Meclis kararı değil, hükümet kararıdır. Kıbrıs konusu ve Meclis, seçim maksadıyla kullanılabilecek bir enstrüman değildir” dedi.

Devlette devamlılığın esas olduğunu hatırlatan Erhürman, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından BM’ye sunulan ve müzakereler için “direkt temas, direkt ticaret, direkt uçuş” (3D) taleplerini içeren belgeye dikkat çekti. Erhürman, “Bu talepler karşılanırsa masada ne görüşeceksiniz? Benim önümde 20 Ekim’den sonra bu kağıt olacak” diyerek hükümetin müzakere stratejisini sorguladı.

Güvenlik konusuna da değinen CTP lideri, Rum Yönetimi Lideri Hristodulidis’in adanın güvenliği konusunda tek taraflı kararlar almasını eleştirerek, “Güvenlik, ortak karar alınacak bir konudur. Deniz yetki alanları, enerji gibi altı ortak yetki alanını Hristodulidis’e bırakmam” dedi.

Tahsin Ertuğruloğlu, KKTC Dışişleri Bakanı

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: Adada İki Ayrı Millet ve İki Ayrı Devlet Vardır

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ise kararın KKTC’nin varlığının ve egemenliğinin içselleştirilmesi açısından bir test olduğunu vurguladı. Ertuğruloğlu, “Uluslararası camia, adada tek devlet olduğu yanlışında ısrar ediyor. Biz 60 yıl iyi niyetle federasyon denedik ancak bu yanlış zihniyet yüzünden başarısız oldu” diyerek geçmiş müzakere süreçlerini özetledi.

Ad imageAd image

Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in egemenlik konularını görüşmeyi reddeden tutumuna dikkat çeken Ertuğruloğlu, “Rum tarafı, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ statüsünü taşıdığı sürece bize ihtiyacı yoktur. Adada iki ayrı millet ve iki ayrı devlet vardır. Yeni bir müzakere ancak egemen eşitliğimizin tesciliyle mümkündür” ifadelerini kullandı.

Ünal Üstel, KKTC Başbakanı

Başbakan Üstel: Artık Kendi Yolumuzu Çiziyoruz

Başbakan Ünal Üstel ise konuşmasında kararı “tarihe geçecek bir metin” olarak nitelendirdi. 1974’ten 2020’ye kadar masada olan federasyon modelinin Rum tarafının eşitliği kabul etmemesi nedeniyle tükendiğini belirten Üstel, “Annan Planı’na ‘evet’ dememize rağmen verilen sözler tutulmadı. Artık kendi yolumuzu çiziyoruz” dedi.

Başbakan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası topluma yaptığı “KKTC’yi tanıyın” çağrısını hatırlatarak, “Bu tarihi kararı almakta geç bile kaldık. Bundan sonraki süreçte Anavatan Türkiye ile birlikte KKTC’yi tanıtmak için çalışacağız” diyerek yeni dönemin stratejisini açıkladı.

“İki Devletli Çözüm Konusunda Karar Önerisi” Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla kabul edildi.

Yeni Yol Haritası: Tanınma, TDT Üyeliği ve Müzakereler İçin Ön Şart

Başbakanın konuşmasının ardından karar önerisinin üçüncü görüşmesine geçildi. Milletvekillerinin ayağa kalkıp, el kaldırarak onayladığı karar önerisi oy çokluğuyla kabul edildi. Söz konusu kararın tam metni şöyle:

KIBRIS SORUNUNA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM KONUSUNDA CUMHURİYET MECLİSİ KARAR ÖNERİSİ (14 Ekim 2025)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Kararı alır:

Kıbrıs Türk Halkının özden gelen ve kendi kendini yönetme (self-determination) haklarını kullanarak kurduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 42’nci yıldönümünü kutlamaya hazırlandığımız bu dönemde, Kıbrıs Konusunda gelinen son aşamaya ilişkin olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki hususları ve Kararını Halkımıza ve uluslararası topluma duyurur:

1- Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle gelinen bugünkü noktada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin uluslararası görünürlüğünü ve tanınma sürecini engellemeyi amaçlayan tüketilmiş federal çözüm arayışlarına şu veya bu kelime oyunları ile dönülmesine asla onay verilmeyecektir. Kıbrıs’ta iki ayrı halk ve iki ayrı Devlet vardır. Çözüm, bu gerçekler temelinde olmalıdır. Kalıcı ve yaşayabilir olması açısından da “İki Devletli” çözüm siyaseti en gerçekçi ve ayakları yere basan yaklaşımdır. Kıbrıs Türk Halkının meşru temsilcisi olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi, “İki Devletli” çözüm siyasetini desteklemektedir.

2- Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın son dört Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, Kıbrıs Konusunda yaptığı çağrılar ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18 Temmuz 2024 tarihli oybirliğiyle kabul ettiği Kıbrıs Tezkeresi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisimizce memnuniyetle karşılanmıştır.

3- Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve temsilcilerinin son yıllarda yaptığı açıklamalarla iki taraf arasında müzakereler için ortak zemin bulunmadığı tespit edildiğine göre, artık Kıbrıs Türk Halkı için öncelikli hedefler şunlardır:

– Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine yönelik haksız siyasi, ekonomik ve sosyal izolasyonların kaldırılması için çalışılması;

– Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin uluslararası alanda tanınması ve tanıtılması yönündeki çabaların hızlandırılması; ve

– “İki Devletli” uzlaşının Kıbrıs’ta gerçek ve kalıcı barışın temelini teşkil ettiğinin uluslararası topluma anlatılması.

4- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi, dünyadaki gelişmeleri ve değişmekte olan dengeleri göz önünde bulundurarak, birlik ve beraberlik içinde olunması, Anavatan Türkiye ile sıkı bir çalışma içine girilmesi halinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bir an önce bu hedeflere ulaşabileceğine inanmaktadır. Bu bağlamda ilk hedeflerden biri, tüm kardeş Devletlerin desteği ile Türk Devletleri Teşkilatı ve bağlı kuruluşlarına anayasal adımızla asil üye olmaktır.

5- Yeni bir müzakere süreci ancak ve ancak iki Devlet’in işbirliğini sağlayacak bir antlaşmanın imzalanması için Kıbrıs Türk Halkının özden gelen egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün Birleşmiş Milletler tarafından tescil edilmesi ile mümkün olabilir.

6- Kıbrıs Türk Halkı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisimiz, dün olduğu gibi bugün de Büyük Önder, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesiyle bağlıdır ve “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” vizyonu doğrultusunda ilerlemesini sürdürecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 18 Temmuz 2024’te “Kıbrıs Tezkeresi”ni oy birliği ile kabul etti.

Ankara’dan Gelen Güçlü Sinyal: Kararın Arka Planı

Meclis’in bu tarihi adımı, Türkiye Cumhuriyeti ile yürütülen stratejik uyumun bir yansıması olarak öne çıkıyor. Zira, 18 Temmuz 2024’te Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yıl Dönümü” vesilesiyle oybirliğiyle kabul ettiği tezkerede, “Kıbrıs’taki tek ve kalıcı çözümün egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün tesciliyle” mümkün olacağını net bir dille vurgulamıştı. TBMM, uluslararası topluma KKTC’yi tanıma ve izolasyonları sonlandırma çağrısı yaparken, Türkiye’nin desteğinin “her koşulda ve kesintisiz” süreceğini ilan etmişti.

Bu tezkereden sadece bir gün sonra, 19 Temmuz’da, iktidardaki Ulusal Birlik Partisi (UBP) Merkez Yönetim Kurulu olağanüstü toplanarak “iki devletli çözüm siyasetinin teyidi” yönünde bir karar almıştı. Diplomatik kaynaklar, bugün Meclis’ten geçen önerinin temelini, TBMM’nin bu net duruşu ve ardından atılan bu adımın oluşturduğunu belirtiyor.

Bağımsızlık Bildirisi ve KKTC’nin İlanına Uzanan Süreç

Kıbrıs Türk halkının egemenlik mücadelesi, 1960’ta kurulan ortak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çöküşüyle yeni bir döneme girdi. 1974’teki Yunan cuntası darbesi ve ardından Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanarak gerçekleştirdiği 20 Temmuz Barış Harekatı, Kıbrıslı Türklerin kendi coğrafyasında bütünlüklü bir varlık kurmasının yolunu açtı.

13 Şubat 1975’te ilan edilen Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD), gelecekteki olası bir federasyon için geçici anayasal yapı olarak kurgulandı. Ancak Birleşmiş Milletler’in 1983 tarihli 37/253 sayılı kararı, Türkiye’nin askeri varlığını “işgal” olarak nitelendirerek süreci kilitledi.

Sekiz yıl sonra, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bağımsızlık için beklenen diplomatik zemini buldu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni oluşturacak olan bağımsızlık bildirisi 5 Kasım 1983 tarihinde hazırlanarak 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet Meclisi tarafından onaylandı. Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş, KKTC’nin ilanını tüm dünyaya duyurdu.

KKTC BAĞIMSIZLIK BİLDİRİSİ (13 Kasım 1983)

Kıbrıs Türk Halkının özgür iradesini temsil eden, Doğuştan hür ve eşit olan bütün insanların hür ve eşit yaşamlarına inanan,

Bu inanç içinde, Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini tayin etme hakkını 17 Haziran 1983 tarihli kararıyla dünyaya ilan etmiş olan, Irk, milli menşe, dil ve din gibi farklara dayalı olarak insanlar arasında ayrım gözetilmesini, her türlü sömürgeciliği, ırkçılığı, baskı ve tahakkümü reddeden;

Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de, Orta-Doğu’da ve dünyada tam bir barış ve istikrarın, özgürlüğün, insan haklarının egemen olmasını isteyen;

Kıbrıs Adasındaki iki halkın kendi milli benliklerini koruyarak, kendi kesimlerinde huzur ve güven içinde yaşamaya ve kendi kendilerini yönetmeye hakları olduğuna inanan;

Aynı adada yanyana yaşamaya mecbur bulunan bu iki halkın aralarındaki bütün sorunları, eşit düzeyde müzakerelerle, barışçı adil ve kalıcı bir çözüme ulaşmalarının mümkün ve zorunlu olduğu görüşüne sımsıkı bağlı bulunan;

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanının iki eşit halk arasında ortaklığın bir federasyon çatısı altında yeniden kurulmasını ve sorunların çözülmesini engellemeyip, kolaylaştırabileceğine kani olan;

İki halk arasındaki bütün sorunların barışçı ve uzlaşıcı bir politika ile çözülmesi için BM Genel Sekreteri’nin gözetimi altında, eşit düzeyde müzakereler yürütülmesini yürekten dileyen ve önerilmiş bulunan zirve toplantısının bu açıdan yarar sağlayacağına inan Meclisimiz, KIBRIS TÜRK HALKI ADINA,

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve “Bağımsızlık Bildirisini” onaylar.

Federasyon Umudu Yerini Egemen Eşitliğe Bıraktı

KKTC’nin Bağımsızlık Bildirgesi, federasyon seçeneğini açık tutsa da Rum tarafının tek egemenlik ısrarı, yıllar içinde bu zemini ortadan kaldırdı. Bugün Meclis’te görüşülen karar önerisi, Kıbrıs Türk halkının “egemen eşitlik” temelinde yeni bir geleceğe yürüdüğünün siyasi teyidi olarak görülüyor. Bu karar, sadece bir parlamenter kararın değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk siyasi tarihinin yeni bir evresinin sembolü olma niteliğini taşıyor.

Yazıyı paylaş
Leave a review

Leave a Review

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir