Levent Karataş, Türkiye’yi Sarsan Deprem Felaketini Yazdı

Levent Karataş
Levent Karataş Görüntülemeler
5 dk okuma süresi

Kıbrıs Raporu köşe yazarı Levent Karataş, Türkiye’de yaşanan deprem felaketini yazdı… “Utanıyorum, İğreniyorum, Üzülüyorum!”

6 Şubat sabaha karşı Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük afetine uyandı. Bu sabahtan sonra, bazı bölgelerde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bir anlamda 6 Şubat’ı bir milat olarak tanımlayabiliriz. Haritadan silinen, coğrafyası değişen kentler oldu. 5 Şubat’ta bazı değerli olan alışveriş caddeleri, birçok kişinin imrenerek baktıkları lüks siteler bir anda yok olup, kayboldu.

Hayatta kalanlar en önemsenen varlığın sahibi oldular, bu varlık yaşamdı. Belki maddi hiç bir şeyleri kalmamıştı ama hayattaydılar. Kanuni’nin  “HALK İÇİNDE MUTEBER BİR NESNE YOK DEVLET GİBİ, OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ.” sözünün doğruluğu yaklaşık 450 yıl sonra tekrar kanıtladı.

1999 depreminin ertesi günü bizzat kendi ekibimle arama-kurtarma faaliyetlerinin içerisindeydim. Uzun zaman da bölgede kaldım. Bu depremde de kuruluşunda yer aldığım arama kurtarma ekibine destek verdim. Aradan geçen 24 senede değişen sadece modernleşen araç gereçler. İnsan profilimiz aynı. Bir sokağa bakıyorum yan yana bir kaç ev çökmüş, yanında sapasağlam bir bina. Para hırsımız, çabuk yoldan köşe dönme, çalma düşüncemizde bir değişiklik yok. Kolon kesen metrekare arsızı cahiller, hırsız müteahhit ve bunlara uyan mühendislerin yaptıkları binalarda aileler yok olurken, ahlaklı kişilerin yaptıkları binalar dürüstlük abidesi gibi dimdik ayakta…
UTANIYORUM!

Depremle ilgili bir çok video geldi. Bazı marketler talan ediliyor. İnanılır gibi değil. İnsanlar aç kalmışlarsa karınlarını doyurabilmek için bir kaç paket yiyecek maddesini ortam düzeldikten sonra bedelini aynı markete ödemek kaydıyla almalarını anlarım. Ancak, hemen karşılarında bütün zenginliklerin yok olduğu, insanların yıkıntılar altında kurtarılmayı beklediği, çocukların ailesiz, ailelerin çocuksuz kaldıkları ibret verici tabloyu görmezden gelip, beyaz eşyaların talan edilmesini bana kimse anlatamaz.  Hangi dinden olunursa olunsun Yüce Allah bir tane ve bütün inançlarda hırsızlık kesin olarak yasaklanmıştır. Bu videoları utanç içinde yüzüm kızararak izledim. Ruhum daraldı. hemen karşıda son nefeslerini vermek üzere enkaz altında inleyen insanlar ve bunlardan ders almayıp, büyük küçük ne bulursa yağma yapan insan müsveddeleri…  İĞRENİYORUM !

Bir başka konu ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bir çok üniversitenin dört yıllık “Afet Yönetimi Bölümü” mevcut ve bölümden mezun bir çok öğrenci işsiz. Bu eğitimi alıp, mezun olmuş kişiler varken, bu konuda eğitim almamış kişiler arama kurtarmanın başına getiriliyor ve yaşanan bu afette başarısız olduğunu görüp, Tanzanya’ya Büyükelçi olarak atadığımız eski başkanı göreve çağırılıyor.

Sonuç, kurumlara güvensizlik yaratıldığından bazı STK’lar ön plana çıkıyor ve daha çok destek alıyor. Afet bölgelerinde koordinasyonsuzluk olduğundan gelen kamyonlar yüklerini indirecek kimse veya alan bulamayınca yardımlar getirdikleri malzemeleri yollara atıp gidiyorlar. Bir bölgede yol kenarları giysi dolu, diğer bölgede çıplak kalmış insanlar…
ÜZÜLÜYORUM !

Asıl facia yakın zaman sonra başlayacak. Bütün ekipler bölgeden ayrıldıktan sonra yerel halk yıkıntılar arasında, acılarıyla baş başa kalacak. Gidecek yerleri olup, köyleri olanlar zaten çoktan gitmiş olacaklar. Yani Evli evine, köylü köyüne, evi, köyü olmayanlar…?

Bu kendimize gelip, özümüze dönmek, aklımızı başımıza devşirmek için bir fırsat olmalı. Bilim’in gösterdiği yoldan gitmeli ve artık geleceğimizi bilimin ışığı altında kurmalıyız. Alın yazısı, kader bu değildir. Bir ahlak düşkünü müteahhidin yaptığı bina benim kaderim olmaz. Olmamalı. 1999 depreminde bazı müteahhitler ceza aldı. Bu güne geldiğimizde kaç müteahhit bundan ders aldı? Deprem, heyelan, sel baskını gibi afetlerde dere yatağına, heyelan bölgesine ev yapan bu sebeple can ve mal kaybeden kaç vatandaşımız bundan ders aldı?

Bir ev alınacağı zaman kaç para yerine ne kadar sağlam sorusunu sorup, araştırmazsak, alacağımız evi bir uzmana incelettikten sonra karar vermezsek daha çok acılar yaşarız. Buna da Kader diyemeyiz.

Ülke bu haldeyken bazı TV kanallarına bakıyorum. İçimden bir zamanların ünlü müzik grubu Qeen’in Shoon adlı şarkısını dinlemek geliyor. Show yerine liyakatin ön plana çıkma zamanı geldi ve geçiyor. İşi ehil kişiye vermezsek Tanzanya’dan büyükelçi çağırıp, görev vermek durumunda kalırız.

Yazımı, depremde kaybettiğimiz Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nin genç sporcularına ve antrenörlerine Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve öğretmenlerine sabır dileyerek tamamlıyorum.

MEKANLARI CENNET OLSUN.

Yazıyı paylaş