Ertuğruloğlu, Kıbrıs Sorununa İlişkin Çarpıcı Açıklamalarda Bulundu

Kıbrıs Raporu
Kıbrıs Raporu Görüntülemeler
4 dk okuma süresi

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BRT’de yayınlanan Perspektif programında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununun temelini Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni temsil etmesi olarak tanımlarken, sorunun sorumlusunun BM Güvenlik Konseyi olduğunu savundu.

SOFA konusunu yeniden gündeme getirdiklerini ve BM ile görüşmelerin devam ettiğini vurgulayan Ertuğruloğlu, AKEL’in KKTC’de yürüttüğü Avrupa Parlamentosu seçim kampanyasını da sert bir dille eleştirdi.

BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Cuellar’ın yürüttüğü mekik diplomasisinin ise müzakerelerin yeniden başlayacağı anlamına gelmediğini ifade eden Dışişleri Bakanı, “Egemen eşitlik konusunda geri dönüş yok” mesajını verdi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BRT’de yayınlanan Perspektif programında Aziz Karaaziz ve Mert Özdeş’in sorularını yanıtladı.

“Kıbrıs Sorununu Yaratan BMGK’nin 186 Sayılı Kararıdır”

Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununu Rum tarafının sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni temsil etmesi olarak tanımladı.

Kıbrıs sorununu, Rum tarafının sözde Kıbrıs Cumhuriyet’ini temsil etmesi olarak tarif ediyorum. Kıbrıs sorunu budur. Yaşanan sorunların temelinde yatan neden Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” diye tanınıyor olması ve bu tanınmışlığını pervasızca Kıbrıs Türkünün aleyhine kullanıyor olmasıdır.

Kıbrıs sorunu yaratan da 186 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararıdır. Bu sorunu yaratan da bunca yıl sürdüren de bugün koruyan da BMGK’nin 5 daimi üyesidir.

1964-1974 yılları arasında Kıbrıs Türkü’ne uygulanan vahşet, adada adına “Barış Gücü” denen askerlerin olduğu döneme rast geliyor. Kendilerine neden müdahil olmadığı sorulduğunda da “müdahale etme yetkimiz yoktur, bizim görevimiz izleme ve New York’a rapor etmektir.” diye cevap vermişlerdi. Kıbrıs Türklerinin güvenliği Türk Silahlı Kuvvetleri’nin müdahalesiyle gerçekleşiyor

“SOFA Konusunu Yeniden Gündeme Getirdik”

BM Barış Gücü ile SOFA anlaşması (Kuvvetler Anlaşması Statüsü) talebini yeniden gündeme getirdiklerini açıklayan Dışişleri Bakanı BM ile görüşmelerin devam ettiğini söyledi.

BM Barış Gücü ile SOFA anlaşması talebimizi tekrardan gündeme getirdik. BM heyetiyle hemen hemen her hafta görüşüyoruz. Şunu iyice anlıyorlar ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) topraklarında görev yapacaklarsa bir şekilde bizimle anlaşma sağlamak mecburiyetindedirler. Aksi takdirde bu görevi yerine getirmelerinin olasılığı ortada kalmıyor. BM’ye bulundukları iki kamptan “çık git” demek çok kolaydır. Ama bunu sadece kendi açımızdan değerlendirerek yapmak doğru olmaz. Bizimle bir anlaşma yapmadan BM’nin çok da uzun bir süre bu şekilde devam etmesi mümkün değil. Bizimle mutlaka bir anlaşma yapmak durumundalar. Bunu da kabul ediyorlar. Bizden yeni bir metin talep ettiler. O metini yarın öbür gün vereceğiz, tavırlarını göreceğiz. Yani konu gündemimizdedir. Aktif bir şekilde değerlendirilmektedir.

“KKTC’de Avrupa Parlamentosu Seçim Kampanyası Sahtekarlıktır”

Ertuğruloğlu, Avrupa Parlamentosu seçimleri için yeniden aday olan AKEL milletvekili Niyazi Kızılyürek’in KKTC’de yürüttüğü seçim kampanyasını sert bir dille eleştirdi:

1960 Cumhuriyeti kurulduğunda karma oy yoktu. Türk Türkü, Rum Rumu seçerdi. Şimdi bir Türk, AKEL’in milletvekili olarak seçtiriliyor ve Avrupa Parlamentosu’na (AP) gönderiliyor. Akıllarınca Dünyaya diyecekler ki “Bakın işte Türkleri de oralara gönderiyoruz. Kıbrıslılar karma seçimle artık parlamenterlerini belirliyorlar…” Böyle bir dünya yok! Bu bir kere, Kıbrıs Türkünün varlığına, statüsüne, egemenliğine, hakkına, hukukuna bir ihanettir. Böyle bir şey olamaz. AKEL’den bir milletvekili gelip de KKTC’de ofis açıp çalıştıramaz, burada kampanya yapıp Kıbrıs Türk’ünü Rumların seçimine oy kullanmaya davet edemez. Bu sahtekarlığın özgürlük” diye gösterilmesidir. Böyle bir sahtekarlığa Kıbrıs Türkünün prim vereceğini ben asla düşünmüyorum.

“Egemen Eşitlik Konusunda Geri Dönüş Yok”

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Konusundaki Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın yürüttüğü mekik diplomasisinin müzakerelerin yeniden başlayacağı anlamına gelmediğini ifade eden Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının 2017’den sonra gündeme gelen iki devletli çözüm politikasından geriye dönüşün söz konusu olmadığının altını çizdi.

Bayan Holguin’in adaya tekrar gelecek olması, altı aylık süre içerisinde çeşitli kesimlerle görüşüyor olması yanlış yorumlara neden olmasın. Bu ne bizim politikamızla geri adım attığımız ve politikamızı askıya aldığımız anlamında yorumlanabilir ne de herhangi bir müzakerenin başlayacağının sinyalini vermez…

Yazıyı paylaş
Yorum Bırakın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir