Karaaziz Yazdı: Camp David’de Kaldığı Yerden Devam

Aziz Karaaziz
Aziz Karaaziz - Gazeteci Görüntülemeler
4 dk okuma süresi

İsrail-Filistin sorununun Camp David modeliyle çözülebileceğini vurgulayan Gazeteci Aziz Karaaziz, Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’ta olduğu gibi Filistin’de de devreye girmesi gerektiğini yazdı.

Aziz Karaaziz, Gazeteci

Bundan 45 yıl önce 17 Eylül 1978’de dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter’ın aracılığı ile Mısır ve İsrail barış antlaşmasının temeli atıldı.

ABD başkanlarının tatil, dinlenme ve misafirhane kampı olan Camp David’de varılan uzlaşılar bir Arap devleti ile İsrail arasında imzalanacak olan ilk barış antlaşmasının metni oldu ve müzakere edildiği yerin adı ile anıldı.

‘Camp David Sözleşmeleri’ olarak da bilinen süreçte Mısır devlet başkanı Enver Sedat ve İsrail başbakanı Menahem Begin 12 gün süren gizli pazarlıklar gerçekleştirdi. Antlaşma ile ilk kez bir Arap ülkesi İsrail’i resmen tanımış ve ele geçirdiği topraklar üzerindeki varlığını meşru kabul etmiş oldu.

Tarihe yönelik kısa hafıza tazelemesi sonrasında yeniden günümüze dönelim.

İsrail ile başta bölge ülkeleri olmak üzere, Arap dünyası arasındaki savaş yıllardır devam etmekte. Bu savaşı tarihe mal etmek ve “tarihi” olarak adlandırmak sorunun çözümü önünde duran önemli engellerdendir.

Konuya geleneksel düşmanlık penceresinden bakmaktan vazgeçmenin zamanı gelmiştir.

İsrail-Filistin sorunu tamamen siyasi bir sorundur ve o çerçevede ele alınmalıdır. Konuyu tarihi çekişmelere ya da daha farklı angajmanlara taşımak sadece akan kanı sürmesine yarar.

Her iki tarafın da bir an önce masaya oturması kaçınılmazdır. Başta hafızalarımızın tozlu sayfalarından çekip çıkardığımız ‘Camp David Sözleşmeleri’ güzel bir örnektir.

Bir çok ülke tarafından hala kabul edilmemekte ve hatta günümüz sorunlarının çıkış noktasını oluşturmakla suçlanmasına rağmen, o dönemde varılan uzlaşı günümüz için bir temel olmasa bile bir umut kapısıdır.

İmkansız gibi görünen “uzlaşı” seçeneğinin bir dönem sağlanmış olmasına gelecek adına sarılmak lazımdır. Akan kanın ve yitirilen canların önüne geçilebilmesinin yegane yolu budur.

Ama bunun olabilmesi için başta ABD olmak üzere dünya devletlerinin bu yönde ortak tutum sergilemeleri şarttır. Yani, İsrail’e “yanındayız” mesajları verme adına yarışmak yerine, “gelin sorunu masada müzakere ile çözelim” motivasyonuna yönelinmelidir.

ABD geçmişte eğer bunu sağlamışsa ve İsrail’i masaya oturtmayı başarmışsa bunu bugün de yapabilir. Eğer isterse yapabilir. Ülkesel çıkarları bunu gerektiriyorsa eğer yapabilir.

Bugün Kıbrıs’ta “Crans Montana’da kaldığı yerden devam edilsin” inadı ve bunun için özel temsilci atama ısrarı süren Birleşmiş Milletler’in de aynı ABD gibi İsrail ile Filistin arasına acilen girmesi lazımdır.

Aziz Karaaziz, Gazeteci

Bugün Kıbrıs’ta “Crans Montana’da kaldığı yerden devam edilsin” inadı ve bunun için özel temsilci atama ısrarı süren Birleşmiş Milletler’in de aynı ABD gibi İsrail ile Filistin arasına acilen girmesi lazımdır.

Filistin halkının egemenlik ve devlet hakları derhal tanınmalı, bu çerçevede masa kurulmalı ve tarafların bu koşularda anlaşmaları sağlanmalıdır. Konu asla ve asla savaşla halledilecek bir konu değildir.

Savaş başta çocuklar olmak üzere masum insanların ölmesi dışında bir işe yaramaz. Ve bu da kesinlikle kabul edilemez bir durumdur.

Kıbrıs’ta barış havariliğine soyunanlar bu enerjilerini Filistin için harcasalardı sorun çoktan çözülmüş olurdu.

Son bir nokta olarak, BM Barış Gücü konusuna da değinmek gerekir. Hani o Kıbrıs’ta sözüm ona barışı sağlamış olan BM Barış Gücü madem bu kadar etkili ve başarılı oluyor, o zaman vakit kaybetmeden Gazze’de göreve başlamalıdır.

Bakalım İsrail’in karşısında ne yapacaklar…?!

Yazıyı paylaş
Yorum Bırakın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir