TPAO, ExxonMobil’in ardından bir diğer ABD’li enerji devi Chevron ile petrol ve gaz arama-üretim faaliyetleri için mutabakat zaptı imzaladı. Enerji ekonomisi üzerinden kurulan bu stratejik işbirliği, Doğu Akdeniz’deki diplomatik engelleri aşarak Kıbrıs’ı bölgesel bir enerji üssüne dönüştürme potansiyeli taşıyor.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), enerji arz güvenliğini artırmak ve küresel operasyon kabiliyetini güçlendirmek amacıyla global işbirliklerine devam ediyor.
Kuruluşundan bu yana uluslararası projelerde aktif rol alan TPAO, yeni büyüme stratejisi kapsamında ABD merkezli enerji devi Chevron ile el sıkıştı. 8 Ocak’ta ExxonMobil ile atılan imzaların ardından gelen bu ikinci büyük Amerikan ortaklığı, Ankara’nın enerji diplomasisindeki çok uluslu yaklaşımını pekiştiriyor.
Hedef: Günlük 1 Milyon Varil Kapasite
Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TPAO’nun vizyonunu “küresel bir enerji devi olmak” şeklinde tanımladı. Bayraktar, Chevron ile imzalanan mutabakat zaptının ortak arama ve üretim faaliyetlerini kapsadığını belirterek, önümüzdeki birkaç yıl içinde şirketin günlük 1 milyon varil üretim kapasitesine ulaşmayı hedeflediğini açıkladı. Bakan ayrıca, bu ay içerisinde iki farklı uluslararası şirketle daha net projeler üzerinden anlaşma masasına oturulacağının sinyalini verdi.

ExxonMobil ve Chevron’un Doğu Akdeniz Stratejisi
Rum yönetiminin tek yanlı ilan ettiği MEB’in 10’uncu parselinde doğalgaz arayan ExxonMobil, 6 Kasım 2025’te Yunanistan ile İyon Denizi için el sıkışmış, ardından 8 Ocak 2026’ta TPAO ile Karadeniz ve Akdeniz için işbirliği anlaşması imzalamıştı.
Suriye Petrol Şirketi ve Katar merkezli Power International Holding ile Suriye karasularında petrol ve doğalgaz arama ve yatırımı için Şam’da mutabakat zaptı imzalayan Chevron, 24 saat sonra İstanbul’da TPAO ile ortak arama ve üretim faaliyetleri için bir başka mutabakat zaptına imza koydu.
ABD’li enerji devlerinin Ankara, Atina, Lefkoşa ve Şam hattında kurduğu bu iş birliği ağı, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’yi dışlayan projelerin yerine, Türkiye ve Kıbrıs adasını Doğu Akdeniz’in vazgeçilmez ‘Enerji Merkezi’ konumuna her geçen gün daha fazla yaklaştırıyor.
Kıbrıs Sorunu İçin Enerji Anahtarı
Kıbrıs Raporu’nun diplomasi çevrelerinden edindiği değerlendirmelere göre; bu iş birliği sadece ekonomik bir kazanç değil, aynı zamanda Kıbrıs sorunu için güçlü bir katalizör görevi görebilir.
Enerjinin bir gerilim unsuru olmaktan çıkarılıp, paylaşılan bir refah aracına dönüştürülmesi; yıllardır tıkanan siyasi müzakere süreçlerini “kazan-kazan” prensibiyle yeniden canlandırabilir. ABD’li enerji devlerinin Türkiye’nin teknik kapasitesine duyduğu güven, Doğu Akdeniz’de Türkiye’siz bir çözümün mümkün olmadığını da tescillemiş durumda.

Karadeniz’den Somali’ye: TPAO’nun Küresel Ayak İzi
Irak, Rusya ve Karadeniz sahalarında aktif olan TPAO, son dönemde rotasını Somali’ye çevirdi. Filoya yeni katılan Yıldırım sondaj gemisi Karadeniz’e, Çağrı Bey ise petrol emarelerinin güçlendiği Somali açıklarına doğru yola çıkıyor.
Somali’deki üç ayrı deniz bloğunda yürütülen sismik çalışmalardan umut verici sonuçlar elde edildi. Bölgedeki ilk sondajın Nisan-Mayıs 2026 aylarında yapılması planlanıyor.
Türkiye şu an 6 sondaj ve 2 sismik araştırma gemisiyle dünyanın en modern derin deniz filolarından birine sahip.



