Atatürk’ün bizzat tevcih ettiği ‘Özdeş’ soyadını Türk hariciyesinin koridorlarından Mavi Vatan’a vakarla taşıyan Emekli Büyükelçi Ahmet Müfit Özdeş’in vefatının ardından, ailenin genç kuşak temsilcisi Gazeteci Mert Özdeş, bu asırlık mirasın Cumhuriyet hafızasındaki izlerini bir aile ferdi perspektifiyle kaleme aldı.

Uluslararası ilişkiler, sadece devletler arasındaki protokollerden veya soğuk strateji belgelerinden ibaret değildir; bu ilişkileri inşa eden, tarihin kırılma anlarında inisiyatif alan karakterlerin ve hafızanın toplamıdır. Bugün, Türk hariciyesinin kurumsal belleğinde derin izler bırakmış, Cumhuriyet’in kurucu değerlerini 21. yüzyılın jeopolitik gerçekliğiyle harmanlamış bir “devlet aklını”, kıymetli büyüğüm Emekli Büyükelçi Ahmet Müfit Özdeş’i ebediyete uğurluyoruz.


“Özdeş” Olmak: Bir İsimden Ziyade Bir Manifesto
Mensubu olmaktan onur duyduğum Özdeş ailesi için tarih, kitaplarda okunan bir anlatıdan öte, bizzat yaşanmış ve inşa edilmiş bir süreçtir. “Fikri, ruhu ve ideali benimle bir olan” manasını taşıyan “Özdeş” soyadı, 1934 yılında bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından; Harbiye sıralarından Trablusgarp çöllerine, Çanakkale siperlerinden Samsun’a uzanan yolda kader birliği yaptığı sınıf arkadaşı, büyük dedemiz, İstiklal Harbi Gazisi, Tuğgeneral, Milletvekili Lütfi Müfit Bey’e tevcih edilmiştir.

Bu köklü mirasın taşıyıcıları olarak ailemiz, Cumhuriyet’in her cephesinde varlık göstermiştir: Atatürk’ün yakın silah arkadaşı, Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası sahibi, Tuğgeneral, Kırşehir Mebusu Lütfi Müfit Özdeş’ten, iktisadi bağımsızlığımızın sembolü Türkiye İş Bankası’nın kurucularından Mithat Özdeş’e; denizlerdeki sarsılmaz gücümüzün temsilcisi Denizaltı Filosu Komutanı ve Senatör Amiral Rıfat Özdeş’ten, “Kıbrıs Kanı” gibi eserleriyle milli davamızı edebiyata nakşeden gazeteci-yazar Oğuz Özdeş’e ve nihayetinde hariciyemizin müstesna ismi, bilimkurgu yazarı, Emekli Büyükelçi Ahmet Müfit Özdeş’e uzanan bu silsile, bir ailenin şahsi tarihinden öte, ülkenin kurumsal hafızasının bir yansımasıdır.
Mavi Vatan’ın Sivil Mimarı ve Diplomat Kimliği
Ahmet Müfit Özdeş, işte bu tarihi arka planın üzerine kendi özgün karakterini inşa etmiştir. Bir yanıyla 1909’da Yüksek Denizcilik Okulu’nu kuran Hamit Naci’nin torunu olması, diğer yanıyla asker bir babanın oğlu olması, onun diplomatik vizyonunda “denizci” bir perspektifin hakim olmasını sağlamıştır.
1967 Mülkiye mezunu bir hariciyeci olarak Londra, Lizbon, Somali, Filistin, Libya, Irak ve Afganistan’da gibi geniş ve zorlu bir coğrafyada görev yaparken edindiği “saha tecrübesini”, 2021 yılında kurucusu olduğu Hamit Naci-Mavi Vatan Vakfı ile stratejik bir boyuta taşımıştır. Doğu Akdeniz’deki egemenlik haklarımızın sivil toplum nezdindeki en yetkin savunucularından biri olan Özdeş, “Harici bir Hariciyecinin Not Defteri” adlı eseriyle de Türk dış politikasının zorlu dönemeçlerine ışık tutan bir referans kaynağı bırakmıştır.

Bugün Kıbrıs Raporu’nda sürdürdüğüm yayıncılık anlayışının ve hassasiyetimin kökleri, elbetteki Oğuz Özdeş’in kalemindeki milli şuurdan ve Ahmet Müfit Özdeş’in diplomatik vizyonundan beslenmektedir.
Ahmet Müfit Özdeş, Cumhuriyet’in ilk yüzyılının birikimini, ikinci yüzyılın vizyonuna taşıyan bir köprüydü. Devletin devamlılığı ilkesine sadık, entelektüel birikimi yüksek, mütevazı ama kararlı bir Cumhuriyet aydınıydı.
Atatürk’ün silah arkadaşı Lütfi Müfit Bey’in torununa, bir Türk diplomatına yakışır şekilde veda ediyoruz.
Aziz hatırasına saygıyla.
Mert Özdeş


