Aziz Karaaziz: “Sözde” Kıbrıs Sorunu

Aziz Karaaziz
Aziz Karaaziz - Gazeteci
Görüntülemeler
4 dk okuma süresi

Gazeteci Aziz Karaaziz, Kıbrıs Raporu için kaleme aldığı köşe yazısında, KKTC’yi ve KKTC Yargısını “sözde” olarak nitelendiren AB Komisyonu Sözcüsü’nün açıklamalarının arka planını değerlendiriyor.

Uzun zamandır aklımdaydı bu konuda yazmak ama nedense bir türlü denk getirememiştim.
Araya bir sürü gerekli gereksiz farklı gündem girince rötara uğradı.
Kısmet bugüneymiş.
Konumuz AB Komisyonu Sözcüsü’nün kullanmış olduğu ifadeler.
Ne demişti sayın sözcü, önce onu bir hatırlayalım.

Avrupa Komisyonu Sözcüsü Kıbrıs Haber Ajansı’na (CNA) yaptığı açıklamada, AB’nin “Kıbrıs’ın kuzey kesiminde kendi kendini ilan etmiş devleti ve sözde yargı sistemini tanımadığını belirterek, Komisyon’un beş Kıbrıslı Rum’un yasadışı şekilde yargılanmasından duyduğu endişeyi dile getirdiğini” söyledi.
Olayımız haber dilinde bu şekilde özetlenebilir.

Belli ki Rum hükümeti bu konuda baskı yapmış, onlar çıkıp konuşmak zorunda kalmışlar.
Öyle bir açıklama yapmış ki, bazen bu gibi durumlarda “yanlış olmuş, keşke öyle konuşmasaydı” derler.
Ama bu sefer “keşke hiç konuşmasaydı” diyoruz.
Öyle bir açıklama olmuş.

Öncelikle açıklamanın yapıldığı kaynak hakkında biraz konuşalım.
Nereye konuşmuş sözcümüz..?
Kıbrıs Haber Ajansı’na konuşmuş. Yani Rum devlet ajansına, bizim TAK’ın güneydeki muadili yani.
Belki de bu nedenle de vermiş veriştirmiş.
Kullandığı “sözde” ifadesine geleceğiz.
Ama önce “beş Kıbrıslı Rum’un yasadışı şekilde yargılandığı” ifadesine bir bakalım.

Ne demektir yasadışı yargılama..?
Mesela herhangi bir yazılı yasa yoktur. Kurulu düzende bir mahkeme de yoktur. Değil avukat hakim ve savcı da yoktur.
Oysa bizde yıllardır yasalar da var, hatta büyük bir kısma İngiliz dönemine dayanır, avukatlar da var, hakimler de var.

Şimdi bu konuda iki dakikalığına dönüp kendi içimize de bakalım.
Söz konusu mahkeme güney basınından görmediği ilgiyi kuzey basınından görmekte.
Mahkeme an be an takip edilmekte, her dakikası canlı yayın ile kamuoyuna aktarılmakta.
İlk başlarda koşulsuzca herkese ağır eleştiriler vardı ama sonra hedefe polis teşkilatı konuldu.
Mahkemeler bir yerde beraat etti.
Devam edelim.

Sözcümüz mahkemelere yasadışı dedi.
Endişeli olduklarını söyledi.
Ama bir de öyle bir kelam etti ki, akla hemen şu satırlar geldi:

“Meyan-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun Şecaat arzederken merd-i kıptî sirkatin söyler”
Yani, “Mayası bozuk olanlar, konuşurken farkında olmadan kabahatlarını ima eder”…
Tam da böylesi bir durum.

Kıbrıs adasının yaşamış olduğu acılar sözde değil, gerçektir.
İki devletin hüküm sürdüğü de sözde değil, gerçektir.
Bu ada üzerinde gerçek olmayan,
“sözde” olan yegane şey ise “sorun”dur..
Evet, “Kıbrıs Sorunu” aslında “sözde” bir sorundur.
Yoktur öyle bir şey..

Aziz Karaaziz, Gazeteci

Sayın Sözcü, şimdi sen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki yargı sistemine “sözde” dedin ya…
Bak aklıma ne geldi…
Bu coğrafyanın, yani Kıbrıs adasının yaşamış olduğu acılar sözde değil, gerçektir.
Yine bu coğrafyada iki ayrı halkın bulunduğu da sözde değildir, gerçektir.
İki devletin hüküm sürdüğü de sözde değil, gerçektir.
Bu ada üzerinde gerçek olmayan, “sözde” olan yegane şey ise “sorun”dur..
Evet, “Kıbrıs Sorunu” aslında “sözde” bir sorundur.
Yoktur öyle bir şey..

TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, KKTC ziyaretinde son derece isabetli bir noktaya işaret etmiş ve Rum hükümetine “madem bir sorun var ve sen de o sorunun mağdurusun, o zaman 1974’ten bugüne kadar geçen süre sonunda bugün itibarıyla ulaştığın refah seviyesini de açıklamak zorundasın” demişti.
Değil mi ama..?
Hem mağdur hem müreffeh…
Mağduriyet Ada’nın tümüne sahip olamamaktan, ENOSİS mahrumiyeti..
Aslında mağdur değil mahrumsunuz ve öyle de kalacaksınız..

Sayın Sözcü, “sözde” ifadesini alıyoruz, Kıbrıs sorunu dediğiniz şeyin başına katıyoruz.
Ve öyle okuyoruz:
Sözde Kıbrıs Sorunu…

Yazıyı paylaş
Leave a review

Leave a Review

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir