4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sosyal medya paylaşımında hem BM kürsüsünden yapılan tanınma çağrılarını hem de Türkiye’nin Kıbrıs politikasını sert sözlerle eleştirdi. Akıncı, seçim sonrası “kararlılık” vurgusu yaparak destek belirttiği Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman’ı da dolaylı olarak uyardı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 19 Ekim’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi siyasi tartışmalar derinleşiyor.
Bu süreçte, KKTC’nin 4. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım ile Kıbrıs’ta süren güncel tartışmalara dahil oldu. Akıncı, paylaşımında Türkiye’nin Kıbrıs politikasını ve tanınma çağrılarını eleştirirken, destek belirttiği Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman’ı da seçilmesi halinde kararlı bir duruş sergilemesi noktasında dolaylı olarak uyardı.
“BM’de Yapılan Tanınma Çağrıları İşe Yaramıyor”
Akıncı, paylaşımında Kıbrıs’ta siyasi eşitlik temelinde bir federal çözüme ulaşılamamasında Rum tarafının da sorumlu olduğunu kabul etmekle birlikte, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın BM kürsüsünden yaptığı KKTC’nin tanınması çağrılarının işe yaramasının mümkün görünmediğini belirtti.
Türkiye’nin bile, tanınmanın gerektirdiği adımları atmadığını öne süren Akıncı’ya göre bu durumun uluslararası alanda KKTC’nin “Türkiye’nin alt yönetimi” olarak görülmesine yol açtığını savundu.
Kıbrıs’ta siyasi eşitlik çerçevesinde federal bir çözüme ulaşılamamasında Kıbrıs Rum tarafından kaynaklanan nedenler de olduğu bir gerçektir. Bunu 2004 Annan planı döneminde de Crans Montana konferansı sürecinde de yaşayarak gördük. Ne var ki, BM kürsüsünden KKTC’nin tanınması yönündeki çağrıların işe yaraması mümkün görünmüyor. Bu çağrıyı yapan Türkiye’nin bile tanımanın gereklerini yerine getirmediğini, Kıbrıslı Türklere ait önemli kurumların başına Kıbrıslı Türklerin gelmesine olanak vermediğini, Kıbrıslı Türk takımlarıyla bir dostluk maçı bile yapamadığını ve her konuya müdahil olduğunu hemen herkes biliyor.
Bundan dolayı da uluslararası alanda KKTC’yi Türkiye’nin alt yönetimi olarak niteliyorlar. Öte yandan teorik olarak tanımaya en yakın durması beklenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi devletler, kuzeyde değil güneyde elçilik açıyor. O zaman bu söylemlerin bir tek şeye hizmet ettiği ortada: Zaman geçsin vilayetleşme kökleşsin.

Seçimlere Müdahale ve Nüfus Yapısı Değişikliği İddiası
Akıncı, “vilayetleşme” sürecini destekleyen faktörler olarak ise değiştirilen nüfus ve seçmen yapısı ile seçimlere yönelik müdahale iddialarına değindi. Akıncı, bir önceki seçimi kaybetmesinin nedenlerinden birinin Türkiye’nin müdahalesi olduğunu ima etti.
“Bu gidişi durdurmak elbette salt seçim sonucu ile de sınırlı değil” diyen Akıncı, seçimi kazanması halinde ise Erhürman’ın kararlı bir duruş sergilemesi gerektiği konusunda üstü kapalı bir uyarıda bulundu.
Değiştirilen nüfus ve seçmen yapısı ile ve şimdilik geçen defaki boyutlarda görülmese de sahaya yansımaya başlayan müdahale ortamında bu gidişi durdurmak mümkün olabilecek mi, göreceğiz. Bu gidişi durdurmak elbette salt seçim sonucu ile de sınırlı değil. Sonrasında dikkate alınması gereken bir çok faktör yanında, gösterilecek kararlılık da belirleyici olacaktır.



