ABD Büyükelçisi’nin Türk-Amerikan ilişkilerindeki pürüzlerin “4 ile 6 ay arasında” çözüleceğini duyurması Yunanistan’da alarm zillerini çaldırdı. Yunan basını, Ankara’nın askeri kapasitesinin Ege’yi “kapatacak” seviyeye ulaşacağı iddiasını manşete taşıdı.

Uluslararası ilişkilerde “oyun değiştirici” hamlelerin konuşulduğu bir dönemde, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack tarafından yapılan açıklamalar, Doğu Akdeniz ve Ege’deki güç dengelerini yeniden tartışmaya açtı.
Yunanistan’ın önde gelen savunma ve strateji yayın organlarından Pentapostagma, ABD’li diplomatın açıklamalarını referans göstererek, Türkiye’nin yakın vadede Ege Denizi’nde mutlak hakimiyet kurabileceği senaryosunu sayfalarına taşıdı.

Washington’dan Ankara’ya “4-6 Ay” Mesajı
Diplomatik kaynaklardan ve uluslararası ajanslardan derlenen bilgilere göre; ABD tarafı, Ankara ile Washington arasında uzun süredir devam eden yapısal sorunların (F-16 modernizasyonu, F-35 programı ve bölgesel stratejiler) çözümü için 4 ila 6 aylık bir takvim öngörüyor.
ABD Büyükelçisi’nin, “Türkiye ile çözülememiş sorunların bu süre zarfında neticelendirilebileceğine” dair ifadeleri, Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir “bahar havası” olarak yorumlanırken, bu durum Atina’da derin bir endişe kaynağına dönüştü.

Yunan Medyasının İddiası: “Ege Kapanıyor”
Haberde, Türk savunma sanayisinin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği insansız hava/deniz araçları ve füze teknolojilerine, ABD ile olası bir anlaşma sonrası eklenecek yeni nesil savaş uçaklarının (Viper modernizasyonu veya F-35’e dönüş) eşlik etmesi durumunda, Ege’deki dengenin tamamen Türkiye lehine döneceği vurgulandı.
Pentapostagma’nın analizinde şu çarpıcı ifadelere yer verildi:
Amerikalı yetkililerin öngördüğü 4-6 aylık süreç, Türkiye’nin Ege’yi operasyonel anlamda ‘kapatma’
(access denial) kapasitesine ulaşmasıyla eş zamanlı ilerleyebilir. Ankara’nın taleplerinin karşılanması, Ege’de Yunanistan için stratejik bir kabusa dönüşebilir.”
Konuyu değerlendiren askeri uzmanlar, Türkiye’nin sadece ABD menşeli silahlarla değil, kendi geliştirdiği “Anti-Access/Area Denial” (A2/AD) yetenekleriyle de Ege’de caydırıcılığını artırdığını belirtiyor. Yunan basınının “korku senaryosu” olarak sunduğu durumun, aslında Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini çerçevesindeki meşru müdafaa kapasitesinin bir yansıması olduğu ifade ediliyor.
Analiz: Doğu Akdeniz ve Kıbrıs İçin Ne Anlama Geliyor?
Kıbrıs Raporu Dış Haberler Servisi’nin analizine göre, bu gelişme sadece Ege ile sınırlı değil; Doğu Akdeniz ve Kıbrıs sorunu üzerinde de doğrudan etkilere sahip.
Türkiye’nin hava kuvvetleri filosunu modernize etmesi, son dönemde Rafale ve F-35 alımlarıyla hava üstünlüğü kurmaya çalışan Yunanistan’ın bu avantajını nötrleyebilir.
ABD’li yetkililerin Kıbrıs sorununu bölgede “sağlıklı bir vücuttaki çıban” olarak nitelendirmesi ve çözüm için baskı yapması, bu 4-6 aylık sürecin Kıbrıs’ta da statükonun zorlanacağı bir dönem olacağına işaret ediyor.
Ankara-Washington hattındaki son dönemde yaşanan yakınlaşma, Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması projesini (EastMed boru hattının rafa kalkmasıyla) yeniden tek rasyonel seçenek haline getiriyor.


