Ankara’daki zirveden yansıyan sıcak diplomasi mesajları, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin derin “egemenlik” çatlağını gizleyemedi. Kıbrıs Raporu Genel Yayın Yönetmeni Mert Özdeş, Erdoğan ve Erhürman’ın açıklamalarına açıkça yansıyan görüş ayrılığını kaleme aldı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı Erhürman ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı “iki devletli çözüm” vurgusu, Türkiye’nin 2021 Cenevre sürecinden bu yana takip ettiği net politik çizginin teyidi oldu. Bu pozisyon, 50 yılı aşkın süredir başarısızlıkla sonuçlanan ve son olarak 2017 Crans-Montana’da çöken federal temelli müzakerelere karşı geliştirilmiş, KKTC’nin egemen eşitliğini masaya koyan yeni bir diplomasi zeminini işaret ediyor.
Federalizm ve Egemenlik İkilemi
Ancak, KKTC’deki yeni liderliğin bu duruşa karşı geliştirdiği politik refleks, federal çözüm zemininden vazgeçmeme arayışını gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, Kıbrıs Türk halkının adanın tamamı üzerindeki egemenlik haklarından taviz vermeyecekleri yönündeki vurgusu, federal çözüm savunucularının temel argümanını yansıtıyor: Zira “iki devletli çözüm”, Kıbrıs Türklerinin 1960 Antlaşmaları’ndan ve adanın bütünü üzerindeki hukuki haklarından vazgeçmesi anlamına gelecektir. Her ne kadar Sayın Erhürman’ın “Müzakere olsun diye değil, çözüm için müzakere” çağrısı, geçmişin ucu açık süreçlerine bir eleştiri olsa da, işaret ettiği masada “iki devletli çözümün” olmadığı aşikardır.
Rum Tarafının Uluslararası Kozu ve Çıkmaz
Öte yandan Rum Yönetimi, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler nezdinde adanın tamamı üzerindeki tek meşru otorite olarak tanınmaktadır. Bu uluslararası avantajı kaybetmek istemeyen Rum tarafı, haliyle hem Türkiye’nin savunduğu iki devletli çözümü hem de Kıbrıslı Türklerin kurucu ortak olarak egemenlik talep ettiği gerçek federal çözümü kesin bir dille reddetmektedir. Çünkü her iki model de Rumlar için “devleti” ve “tek egemenliği” kaybetmek anlamına gelir.

Sonuç: Orta Yol Bulunabilir mi?
Bu “Egemenlik Çatlağı”, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin üç farklı vizyonun (Türkiye’nin iki devletli, KKTC’nin sonuç odaklı federal ve Rumların tek egemenlikçi sözde federal) uzlaşmaz bir üçgen oluşturduğunu teyit ediyor.
Mevcut konjonktürel baskılar, tarafları uzlaşmaya değil, kendi pozisyonlarında sertleşmeye sevk etmektedir. Bu nedenle, federal müzakere zemininde kurulacak bir masaya dönmek yalnızca statükoya hizmet anlamına gelir. Üstelik Rum tarafı elli yıl boyunca kurulan her masayı dağıtırken, bir sonraki masa için taviz koparmayı diplomatik bir teamül haline getirmişken…
Ankara’da teyit edilen “Egemenlik Çatlağı”,
Mert Özdeş, Genel Yayın Yönetmeni – Kıbrıs Raporu
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin üç farklı vizyonun uzlaşmaz bir üçgen oluşturduğunu teyit ediyor.
Gerçekçi bir “orta yol” ancak, ya uluslararası toplumun Kıbrıs Türklerinin “egemen eşitliğini” peşinen kabul eden yeni bir müzakere zeminini şart koşmasıyla ya da tarafların, her iki devletin de kendi egemenliğini koruduğu, ancak kritik alanlarda birlikte hareket ettiği gevşek bir konfederasyon modelini masaya getirmesiyle mümkün olabilir. Aksi takdirde, Ada’da birbirinden uzaklaşan vizyonların yarattığı siyasi çıkmazın devam etmesi kaçınılmazdır.


